Ana içeriğe atla

Tehlikeli Sevişmeler

Nedim Gürsel'in çok çeşitli türlerdeki eserleri arasında herhalde “Boğazkesen”, hak ettiği ilgiyi gören tek kitabıdır. Boğazkesen, beni de Nedim Gürsel edebiyatıyla tanıştıran kitap olmuştu ve elbette epey etkilemişti. Henüz bu ilk eserde yazarın özgün anlatımına ince ince işlenmiş bir erotizmin romanı yükselten en önemli unsur olduğunu düşünmüştüm. Nedim Gürsel’i ciddi bir erotik edebiyat yazarı olarak tanımlama cüretine ise diğer türlerdeki eserlerini ve son olarak Tehlikeli Sevişmeler’i okuyunca eriştim.


Tehlikeli Sevişmeler, Walt Whitman’dan cinsellik üzerine kısa ve çarpıcı alıntılarla açılan iki bölüm ve yirmi öyküden oluşuyor. Bu öykülerde kadın erkek ilişkilerinin farklı hallerine, kimi zaman heyecanı tükenmiş birlikteliklere, kimi zaman da umarsız sevişmelere tanıklık ediyoruz. Nedim Gürsel en insani; fakat çeşitli söyleşilerde eleştirdiği şekilde en mahrem olanı edebi bir ustalıkla anlatıyor. Bunu da bütün eserlerini iddialı kılan o kaygısızlıkla yapıyor. Kendi yaşamından öykülere aktardığı motiflerle ve kendisini andıran öykü karakteriyle okuru düşündürüyor, kitabın otobiyografik özelliği üzerine.

Tehlikeli Sevişmeler kuru bir edebiyat ürünü değil elbette. Gürsel, diğer eserlerinde olduğu gibi burada da mekanı ve şehri en etkili şekliyle kullanmış. Paris’i, Berlin’i, Anadolu Hisarı’nı ya da karanlık bir apartman koridorunu, bütün öyküyü şekillendiren temel unsurlar olarak görebilir okur. Ben de bazı öyküleri geçtikleri mekanların tasviriyle anımsıyorum. Herhalde benim gibi daha birçok okur, bu öyküleri mekanlarıyla özdeşleştirmiştir. Aynı zamanda Türkiye’nin en iyi gezi yazarlarından biri olan Nedim Gürsel’in, mekanın ruhunu öykülerine böylesine iyi yansıtmasına şaşmamak gerek.

Bireyin yalnızlığı, kadın, cinsellik, huzursuz çiftler, sevişmeye çağıran şehirler ve sokaklar… Mutsuzluğun ve mecburiyetin beni bunalttığı ve bu nedenle hızla okuyup geçtiğim birkaç öykü haricinde oldukça başarılı öyküler…

Tehlikeli Sevişmeler 2015 yılında Doğan Kitap’tan çıktı. Bazı öfkeli feministlerimizce yargılandı; ancak Türkiye’de pek zayıf durumdaki erotik edebiyata değer kattı. Yazarı, tepkisel bir eylem olarak tanıtıyor bu kitabı. Toplumun muhafazakarlaşmasına, yaşamın sosyal alandan cinsel alana kadar çevrelenmesine karşı bir eylem… “Muhafazakarlaşma” epey su kaldırır bir meseledir ki burada yalnızca o yaygın iddiaya katılmadığımı ve farklı bir okumayı gerekli bulduğumu belirtmekle yetineyim. Yine de erotik edebiyat Türkiye’de muhakkak bir tabu yıkıcıdır ve Tehlikeli Sevişmeler bunu başaran kitaplardandır.


Nedim Gürsel’in kalemine sağlık…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Devrimin ve İç Savaşın Kalbinde: Bir Habercinin Güncesi

Bundan 10 yıl önce, 26 yaşındaki üniversite mezunu bir gencin, gördüğü onur kırıcı muamelenin ardından isyan edip kendini ateşe vermesiyle başladı her şey. Arap ülkelerinin baskıcı diktatörlerini teker teker deviren, sonuçları birçok ülkede hala sürmekte olan 2011 halk ayaklanmaları, bu coğrafya için çalkantılı günlerin ilk adımıydı. Silsile halinde birçok ülkeye sıçrayan ayaklanmalar; yalnızca ayrıcalıklı sınıflar, yönetici elit ya da eli kanlı güvenlik güçleri için değil; aynı zamanda özgürlük ve sosyal adalet talep eden sıradan insanlar, siviller için de trajik bir süreci başlattı. Gazeteci Can Ertuna’nın NTV muhabirliği sırasında Arap isyanlarının kalbindeki habercilik deneyimlerini aktardığı kitabı  Arap İsyanları Güncesi , olayların farklı ülkelerdeki özgün seyrini ve şiddetle ilişkisini yansıtıyor. Ertuna; önce Tunus, ardından Mısır, Libya ve Suriye’deki gözlemlerini bu ülkeler hakkındaki araştırmalarıyla da harmanlamış olduğundan elimizdeki kitabın bir günceden beklenen özn...

Bir Portreye Giriş: Olof Palme

Olof Palme Yazı Dizisi I Olof Palme’ye ilişkin Afa Yayıncılık etiketli “Biz Demokrasiyi Zincirlerinden Kurtardık” adlı kitabı, evimizin kütüphanesinde tozlu raflar arasında buldum. Olof Palme’nin konu bazlı beş bölümde tasnif edilmiş makale ve konuşmaları Dilek Zaptçıoğlu çevirisiyle 1987 yılında Türkçe okurlara ulaşmış. İsveç’in eski başbakanı Sven Olof Joachim Palme’nin yazı ve konuşmalarından derlenen kitap, 20. yüzyılda Avrupa sosyal demokrasisinin gündemini aydınlatıyor. Ben bu değerli kitapta özelde İsveçli, genelde Avrupalı sosyal demokratların uluslararası krizlere yaklaşımının ve dış politikalarının izini sürüyorum. Olof Palme’yi dünya siyaset sahnesine çıkaran koşullardan başlayalım. Nasyonal Sosyalizmin ve İkinci Dünya Savaşı’nın insanlık üzerinde yarattığı büyük tahribat, hiç şüphesiz en çok savaş sonrası Avrupa’sında görünür durumdaydı. Nazi Almanyasının hezimeti aslında savaşın sonu olmakla birlikte, Avrupa’nın kalbinde altyapıdan sanayiye çözülmeyi bekleyen b...